Suzuyocchi Çevirmen 10.12.2019 16:07

Herkese selamlar..
Yeni açılan forumla beraber sitenin üyeleriyle birlikte forumda herkesin dahil olduğu bir kitap yazma konusu açmak istedim.
Kurallar şöyle ki,
-Kitabın giriş kısmından sonra her üye bu kitaba her gün bir cümle ekleyebilecek.
-Kitabın kalitesi üyelerin yazdığı cümleler doğrultusunda ilerleyecek. Yazacağınız her cümlenin kitabın gidişatını değiştirebileceğini veya yaşanan bir olayı güzel veya berbat bir şekilde bitirebileceğini unutmayın.
-Kolay gelsin :)

-Giriş-

Sabahın erken saatinde, horozların öttüğü bahçenin arkasındaki ormanın ardından görünen dağların tepesinden doğan güneş her yeri altın rengi sarıya boyarken, etrafa canlanmanın müjdesini veriyordu. Yalnız bu durum herkes için aynı şeyi ifade etmiyordu. Jaria Raistlin ailesine bakmak için, her sabah babasına yardım edip balık tuttuktan sonra onları satmakla zaman harcıyordu. En büyük hayali güçlü bir büyücü olmak ve ailesine hayalindeki yaşamı sunmaktı. Ancak evin işlerinden hayallerini gerçekleştirebilecek bir saniyesi bile olmuyordu…

Cihangir Karaarslan Mürit Adayı 16.11.2018 00:32

Yine yoğun çalıştığı bir gün yorgunlukla eve dönmek üzereydiki güneşli hava birden karardı nerden geldiği belli olmayan yıldırımlar yeryüzünü yok etmek istermişcesine kükremeye başladı, Jaria korkusunu bastırıp gökyüzüne baktığında elinde siyah bir asa tutan çirkin adamın-Gebereceksin Artox! Diye çığırdığını duydu, Artox denilen adamsa ağır zırhlar kuşanmış uzun adam olmalıydı, elinde jairanın teknesi büyüklüğünde muazzam bir kılıç tutuyordu, Jaria korkuyla ne yapacağını bilemez halde olduğu yerde dondu kaldı, iki hükümdarın çarpışmasının yaratığı baskı onun gibi bir çöpün kaldırabileceğinden çok fazlaydı, Çirkin adam ve Artox'un birbirne girmesiyle savaşın getirdiği yan etkiler, jairanın oracıkta canını aldı, Jaria gerçekten de şanssız bir adamdı.

T4icho Patrik 16.11.2018 13:06

Ancak bir anda ortaya çıkan gümüşi ışıklar manzarayı anında değiştirdi. Bu bir rüya mıydı? Jaria gerçekten ölmüş müydü?

Hayır... Bu bir rüya değildi.

Gözlerini açan Jaria kendini balık sattığı tezgahta buldu. Aynı günün sabahıydı ve gördüğü rüyada akşam sularında can vermişti. 'Yoksa?' diye düşündü başını sallayarak. Tezgahtaki zamanını balıkları satarak geçirdiği sırada aklında bu düşünce oynuyordu. İnsan böyle bir durumda gerçekten de içgüdülerine güvenmeliydi. Çünkü Jaria'nın içgüdüleri onu yaklaşan bir tehlikeye dair uyarıyorlardı. 'Dur bir saniye...' diye öylece kalakaldı Jaria, 'Bir içgüdünün sesini yalnızca Büyücü olma potansiyeline sahip kişiler duyabilir?' Şaşkındı ve bir o kadar da mutluydu. Acaba rüyasında gördüğü o muazzam savaşa karışmasının sebebi bu muydu... Acaba hissettiği büyü parçalarını takip ettiği için mi kendisini bir savaşın orta yerinde bulmuştu? Gitmeyecekti, en azından bu sefer o savaşın orta yerine dalmayacak, onu sadece uzaktan izleyecekti...

Tofask Mürit Adayı 16.11.2018 14:34

Yine eskisi gibi o an yaşanmaya başladı bu sefer içeriye dalmak yerine izlemeye karar verdi, elinde siyah bir asa tutan çirkin adam yine aynı cümleyi söylüyordu "Gebereceksin Artox!" diye bağırdı, ve tekrardan Artox ve çirkin adam çarpıştı.

Jaria içinden endişeli bir şekilde " Herhalde ölmem..." diye geçirdi, ve dediği an yine o çarpışmanın ağırlığından dayanamayarak öldü...

Gözlerini tekrar açtı ve tekrar kendini balık tezgahında buldu ve içinden bağırarak 'Ne?!' diye geçirdi, 'Neden 2dir ölüyorum ve tekrar burada buluyorum ki?' kendi kendine sordu. Herhalde yüce kişilikler ona bir yetenek bahşetmişti, ama bunu anlaması için o savaş anına tekrar tekrar tanıklık edip ölmesi gerekiyordu, acaba onu nasıl şeyler bekliyordu, ama bunu kendiside bilmediği için tecrübe etmeliydi...

Ba'alzamon Dış Tarikat Müridi 17.11.2018 13:05

Bunu düşünen Jaria tekrar savaşı izleyip kendi durumu hakkında bilgi edinmek için savaş alanını görebileceği bir yere saklandı.

"Belki yüce bir varlık durumuma acıyıp bana özel bir yetenek vermiştir. Belkide doğuştan gelen bir yeteneğimdir, daha önce ölmediğim için fark etmemem normal. Bu şey her ne ise deneyip sınırlarını öğrenmem gerekiyor..."

Bunları düşünen Jaria, Aatrox denilen o kılıçlı adamı ve o çirkin adamı beklemeye başladı.

Beklenen savaş geldiğinde ise tekrar aynı şey yaşandı. Kararlılığını sürdüren Jaria, tekrar ve tekrar savaşı izlemeye gidip tekrar ve tekrar çarpışmaya dayanamayarak öldü.

Kaç kere gittiğini hatırlayamayacak duruma gelene kadar bu savaşı izlemeye giden Jaria, değişen bir şey olmadığını fark edince düşünmeye başladı.

"Onlarca kez öldüm ama hala bu yeteneğimle ilgili hiçbirşey anlamadım. Ne yapabilirim? Olayların akışını biraz değiştirsem bir sorun olmaz heralde."

Bunu düşününce ayakları titremeye başlayıp yüzü solgunlaştı ama bir süre sonra kendine geldi. Ölse bile sonunda canlanmayacak mıydı? Ne sorun çıkabilirdi ki? Bunda karar kılan Jaria birkez daha o yaşlı düşmanları beklemeye başladı. Ama bu serer niyeti sadece izlemek değildi.

Tofask Mürit Adayı 17.11.2018 22:12

Fikrini değiştirdikten sonra o an tekrardan geldi ve bu sefer Jaria savaş alanına koşarak yaklaştı ve o ezici güce karşı dayanmaya çalıştı ve adım adım yürürken üstüne gelen baskı sanki bütün kemiklerinin ezilmesi gibiydi ama o dayandı, en sonunda bu acı çok fazla geldi ve öldü.

Kalktığında ise yine eskisi gibi olduğu yerde buldu. Ama aklına şu soru geldi "Ben bu kadar zamandır ölüyorum ama vücudum da bir değişiklik var mıdır acaba?" diye sordu ve evine doğru gitti ve gıcırdayan kapısını açtı, içeriye girdi evi aşırı ortalama bir evdi herhangi bir özelliği yoktu. Ve eve daha kimse gelmemişti.

Merdivenlerden 2. katta olan odasına doğru yürüdü ve odasına girdi. Üstünü çıkartıp aynanın bulunduğu yere geldiğinde çok vücudunda garip şeyler olduğunu farketti, önceden bulunduğu durumdan çok farklıydı. Biraz daha fit olmuştu ve boyu 1.65'ten 1.75e çıkmıştı yüz hatları daha güzel hale gelmiş ve kendini ayrı bir canlı hissediyordu.

"Acaba fiziksel özelliklerimi değil, büyücülük için bir yarar sağlamış mıdır ki?" diye düşünürken bundan vazgeçti ve "Sonra ilgilenirim" diyerek boş geçti.

Ve yaşadıklarını bir gözden geçirmeye karar verdi.

"Demek ki basınç etkisi ile vücudum değişti ve kendimi daha güçlü hissetmeye başladım, artı özellikleri olup olmadığını bilmesem de onları da ileride öğreneceğim, ama aklımda daha fazla sorular var, yeniden doğduğumda sürekli aynı yerde doğuyorum bu yeri nasıl değiştirebilirim acaba? Sürekli güçlenip güçlenip olayı değiştirirsem değiştirdiğim yerde mi doğarım ki? Ahhh!!, çok soru var kafamda ve ayrıca çok heyecanlıyım ve bu güç ile ailemi güçlendirip büyük bir büyücü olma yolunda ilerleyebilirim!"

Dışarı çıkıp tekrardan o olayı beklemeye başladı, bu sefer daha farklı şeyler yapacaktı belkide savaşın dibine girecekti ama hala karar verememişti...

Eternal Disaster Mürit Adayı 20.11.2018 21:39

Jaria'nın ilk dirilişinden bu yana, savaşı tam 368 defa izlemeye çalışmıştı. Ama her seferinde savaşın ardıl dalgalarına dayanamayıp kendini yeniden satış yaptığı tezgahta bulmuştu. Buna rağmen hiç bir üzüntü duymuyordu ya da bu döngüden sıkıldığına dair bir işaret yoktu. Böyle bir irade ve cesaret göstermesi ilginç bir şeydi. Çünkü bu konuyla ilgili bir sürü belirsizlik vardı. Ama tabi ki de Jaria'nın kaygısız ve cesur davranmasının asıl sebebi her seferinde vücudunun adeta dövülen bir demir gibi yeniden şekillenip güçlenmesiydi. Şuanda boyu 1.82'ydi. Ve de yaşıtları arasında kesinlikle zirve bir formda olduğu söylenebilirdi.

Bugün Jaria'nın 369. dirilişiydi. Her zamanki döngüyü takip edip o iki ulu figürün savaşını izlemek için göle doğru yola koyulmuştu. Bundan önceki 368 seferin hepsinde farklı mesafelerden ve yerlerden savaşı izlemeye çalışmıştı ama her seferinde ölmüştü. Bu sefer de daha önceden uğramadığı bir yere gidip beklemeye başladı.

Jaria bu sefer de aynı o kuvvet dolu sesi duymuştu.

"Gebereceksin Artox!"

Ve Jaria'nın beklenti dolu bakışları eşliğinde ilk darbe vuruldu. Darbelerin yan etkileri çok büyüktü ama bu sefer bir önceki izlediği zamanlardan farklı bir şey oldu. Ardıl dalgalar onu bir anda öldürmemişti. Ama tabi ki de bu kuvvet hala onun dayanabileceği bir seviyede değildi. Bu yüzden de yerde bütün kemikleri kırılmış bir şekilde adeta ölü gibi yatıyordu.

Ama yinede bu sefer ölmemişti! Hala hayattaydı! Demek ki eylemleri o kadar da işe yaramaz değildi. Jarian bu düşünceler içindeyken yine aynı şekilde gözlerini balık tezgahında açtı.

Prenses Berke Dış Tarikat Müridi 08.12.2018 00:06

Gözlerini açıp bu sefer, önceden öğrendiği Qi'yi aktarmayı yumruğuna denedi ve ellerinde sarı ışıklar belilerek herhangi bir duvara hafif bir şekilde yumruk attı.

BAMM!!

Duvar toz parçalarına ayrıldı, içinden şaşkınlıkla geçirerek "Ne güç ama!"

Bunu denedikten sonra bu sefer aynı yoldan değil de; kendini denemesi için başka sokaklara doğru yürümeye başladı. "Biraz kendimi deneyeceğim paralı sokak dövüşleri bulayım" diyerek meraklı bir şekilde gezmeye başladı.

İlerledikçe uzakta insanların toplandığı bir yer farketti 2 terkedilmiş evin arasına, çöp kovalarının bulunduğu yerde dövüş oluyordu. "Galiba burası paralı sokak dövüşlerden birisi... Hmm?" ve izleyicilerden tezahüratlar yükseliyordu.

"O kadar para bastım şerefsiz!! Dayan!"

"Hadi ulan, biraz daha vur!!"

Jaria bu tezahüratları boş geçerek ileride dövüşen 2 adama baktı, üstleri başları dağınıktı ve kıyafetlerin de kurumuş kanlar bulunuyordu yüzleri şişmiş sanki her an ölecek gibi bir halleri vardı cidden pert olmuşlardı. Gelişim seviyeleri eşit değildi, birisi Qi Geçişi'nde idi birisi ise Qi Sonu'nda idi içinden "Bu biraz haksızlık değil mi? Nasıl olsa zafer taraf Qi Sonu'nda olan adamın tarafında olacak..."

Ama Qi Geçişi'nde olan adam şaşırtıcı derecede bir anda üstün gelmeye başladı aşırı hızlı şekilde yumruklarını sallıyor hırslı bir şekilde yüzüne, karnına seri yumruklar atıyordu, Qi Sonu'nda olan adam ise bir anda çıldırdı ve bir yumruk geçirecekken son anda Qi Geçişi'nde olan adam çevik bir moda büründü ve sağa doğru yumruktan kaçındı anında kendini ayağından ileri iterek bir yumruk geçirdi, adamın iç organlarını patlatmıştı.

Jaria ise bu "düşük" gelişime sahip olan adamın yumruğunda bir garip bir Qi hissediyordu, garipti bilmediği için üzgünlük ile sorusunu soracağı izleyiciyi aramaya başladı.

En sonunda saçlarının ön tarafı mavi arka tarafları sarı olan, gözlerinin ela olduğu, yüz hatlarının ise belirgin olan ve sürekli sanki yaptığı bir iş sonucunda yüzünden mutluluk saçan bir adama sormaya karar verdi.

"Merhaba dostum, acaba bu dövüşlere katılmak için bir sıra var mı yoksa rastgele girebiliyor muyuz?"

Garip saç stiline sahip olan adam Jaria'yı süzüp küçümser bir ifade ile, "Rastgele girebiliyorsun bu dövüş bitti kendine çok güveniyorsan içeriye dal çabuk, yoksa dövüşün bitmesini beklersin."

Adamın küçümser tavırlarını gördüğü halde umursamayarak, "Tamam..." Ve içinden geçirdi "Büyü dövüşleri daha düzenli ve heyecanlı oluyor büyü dövüşlerini denemem için ilk önce herhangi bir okula kayıt olmam gerek... Fiziksel dövüşler ile yetinmek zorundayım."

Ve adamların arasından sıkışa sıkışa dövüşün olacağı orta tarafa geldi burada klasik izleyicilerin içeriye fırlamaması için demir teller takılmış ve basit bir şekilde demir tellerin herhangi bir yerine yapılmış tel kapısından içeriye daldı, burnuna derin bir kan kokusu geldi, aslında bunlara çoktan alışmıştı o kadar baskıdan sonra nasıl alışmayabilirdi ki...

Bir anda ileriden birisi bağırdı.

"Demek benim ile dövüşecek olan sensin, hiç güç sezemiyorum burası senin için değil velet, seni yaralamak istemiyorum s*ktir git!"

Adam 1.89 boylarında her yerinde kesik izleri olan vahşi bir barbara benziyordu yüzünde ise sanki hiç bir zaman bitmeyecek bir somurtma ifadesi vardı.

Jaria ise iddalı bir şekilde cevapladı "Tabi ki de hayır! Köküne kadar dövüşeceğim gel buraya g*tü boklu barbar!"

Barbar tipli adam bu cevap üzerine delirdi ve ortaya bir anda dalarak Jaria'ya atladı, Jaria basit bir şekilde atlatarak refleks olarak adamın yüzüne bir tekme fırlattı.

BAMMM!!

Adam bir anda bağırmaya başladı "AĞĞĞĞHHHHH!! YÜZÜM, SENİ ŞEREFSİZ!!"

Jaria ise bu kadar güçlü vuracağını bilmemenin şaşkınlığından kopup bir daha üzerine doğru hızla koşup Qi gücünü yumruğuna aktarıp bu sefer karnına bir yumruk yapıştırdı.

Adam bir anda ağız dolusu kan kustu "AĞĞĞĞHH!"

Adamın güç seviyesini bilmediği için, "Herhalde düşük bir güç seviyesine sahip..." diyerek içinden geçirdiği an, izleyicilerden birisi "O-O Sert Barbar'ın gelişim seviyesi Qi-Qi Dağılması'nda idi... Ne oluyor??? Bu çocuğun gelişim seviyesi ne..." diyerek bağırdı.

Jaria bunu duyduğunda "Eh?" diyerek içinden bir bağırış koparttı "Ciddi mi bu? Bu kadar güçlenmiş miyim, ama sınırının bu olduğunu bilemem belki daha yüksek seviyeleleri de bunun gibi ezebiliyorumdur, bunları ileride denerim HAHAHAH!, aşırı mutluyum!"

Tezahüratları es geçerek oradan ayrıldı, tekrardan savaş olayına dönmek için balık tezgahına doğru yürümeye başladı bu sefer daha da inançlıydı daha da kararlıydı...

Tofask Mürit Adayı 04.01.2019 17:03

Yürümeye devam etti, balık tezgahına ulaşınca bir anda savaş anı tekrardan başladı, savaş başladığı an sanki sonsuza kadar devam edecek gibi gözüküyordu.

İlerlemeye devam etti ve savaşın o ezici aurası artık hafif bir baskı yaratsa da o kadar bir etkiye sahip olmuyordu balık tezgahı ve 10km'lik çevre savaş alanına dönmüş gibiydi ve harabemsi karanlık bir tona sahipti, kara kara bulutlar, dövüşen 2 yaşlı bunağın çıkardığı ağır rekabet sesleri kulak çınlatıyordu ve sanki etrafta onlar harici başkaları yok gibiydi.

"Etrafı gezip garip şeyler var mı kontrol edip kendi sınırlarımı çizmeye devam edebilirim" diye geçirdi içinden.

Yıkılmış taşların üstüne zıplayıp alanı gezmeye başladı ilerledi ve karşısına sisler arasında harabe bir ev gördü, yaklaştı ve sisten hiç bir şey görünmüyordu bir de bu karanlık tonun üzerine önünü bile göremiyordu yürüdü, yürüdü... Ve eli bir şeye çarptı, cıvık cıvık bir şeye dokunmuş gibiydi sanki bir çiğ deriye dokunuyordu ve en sonunda bir haykırış koptu, anında sis dağıldı ve Jaria aşırı iğrenç canavarlar sürüsünün içinde olduğunu farketti, canavarlar sanki cehennemden çıkmış gibi kafatasları gözüküyor, gözlerinden ateşler çıkıyor ve vücutları sanki özenle soyulmuş gibi derinin arkasındaki eti ortaya çıkarıyordu.

"OLAMAZ!" diye haykırdı ve canavarlar Jaria'ya saldırmaya başladı, Jaria ise yumruğunu sallayıp önündeki küçük sürünün kafalarının parçalanmasını sağladı ve bu kadar güçsüz olmalarını beklemiyordu...